Osmanlı Dönemi Nişan ve Madalyaları

 

Osmanlı Dönemi'ne ait nişan ve madalyalar ülkemizde hatta yurtdışındaki müzayedelerde çok yüksek fiyatlara alıcı bulan  koleksiyon objelerinden... Bu gibi eserlerin uzmanlar tarafından doğru bir şekilde değerlemesinin yapılması da değerine değer katan etkenlerden hiç kuşkusuz...

Pek çok çeşidi olan antika niteliğindeki bu eserlerin hakkındaki bilgilerini "Nişan" ve "Madalya" başlıklarıyla 2 seri halinde sizinle paylaşacağız.  Bu yazımızda Osmanlı Nişanları'nı sizin için araştırdık.

Madalya ve nişan, devletin kahramanlık, yararlılık ve başarı gösteren kişilere verdiği değerlendirme ve onurlandırma sembolüdür. Madalya ve nişanlar altın, gümüş, bronz, nikel gibi çeşitli madenlerden yapılmakta, gerektiğinde değerli taşlarla veya mine tekniğiyle dekorlanmaktadır. Madalyalarda genel olarak oval ve daire biçimleri görülmektedir. Madalyaların dereceleri yapıldıkları madenin cinsine ve değerine göre belirlenmektedir.

Nişan, madalyalardan daha sonra tasarlanmıştır. Genel olarak Türklerde yıldız, Batıda ise haç şekli biçim olarak benimsenmiştir. Nişanlar çok çeşitli madenler üzerine kıymetli taşlar veya mine ile bezenmiş olup gösterişli ve göz alıcı bir görünüme sahiptirler. Nişanların rütbe ve dereceleri nişan ile birlikte takılan şemsenin ebadına veya nişanın özelliklerine bağlı olarak değişmektedir.

Osmanlı madalya ve nişanları, döneminde Askeri, Mülki ve idari personele, halktan kişilere ve üst düzey yabancılara, devlet adına göstermiş oldukları yararlılık ve üstün başarıdan dolayı onurlandırmak amacıyla, Padişah emriyle çıkarılmışlardır.  Nişanlar “Berat” olarak isimlendirilen bir belge ile beraber verilmektedir. Bu belgede dönemin padişahının tuğrası, nişanı alanın adı, görevi, rütbesi ve nişanın verilme sebebi açıklanmaktadır. Nişan, sahibi öldükten sonra devlet hazinesine devredilmektedir.

Mecidi Nişanı: 1851 senesinde Sultan Abdülmecid tarafından çıkartılmıştır. 5 rütbeden oluşmaktadır.Sultan Abdülmecit zamanında çıkarılan Osmanlı nişanlarından biri olan Mecidi Nişanı, asıl adı “mecidi nişanı” olmasına rağmen halk arasında mecidiye nişanı adıyla anılmaktadır. Bir tür kahramanlık nişanı olup başarılı olan Türk ve yabancı askerlere verilmekteydi.  Beş ayrı derecesi vardır, kişinin başarıları arttıkça bir üst derecesi verilirdi. Üst derece verilince alt derece geri alınırdı. aralarında Ay Yıldız motifi ve nişanın asılma yerinde ona bağlı kırmızı mineli ay yıldız vardır. Mecidiye nişanının ortasında çemberle çevrili kabarık kısımda bir tuğra yer alır.

Mecidiye nişanı ilmiye ve askeriye mensuplarından üstün hizmet ve muvaffakiyet gösterenlere verilirdi. Birinci ve ikinci rütbelerin sahiplerine nişanları, padişahın huzurunda takılırdı.

Beratla verilen ve kullanılan mecidiye nişanı, kayd-ı hayat şartıyle verilir, nişan sahibinin ölümünde hazineye iade edilirdi.

Sadece 1. Derece Mecidi nişanlarında murassa süsleme mevcuttur. Birinci ve 2. Derece Mecidi Nişanları yanlarında Şemseleriyle beraber takdim edilirdi. Savaş esnasında üstün cesaret ve fedakarlık gösterenlerin nişanına çifte kılılç eklenmiştir. Yapılan araştırmalara göre yabancılara verilecek nişanlar hariç tutularak, 1. Derece Mecidi Nişanı'ndan 50 adet, 2. Derece Mecidi Nişanı'ndan 150 adet, 3. Derece Mecidi Nişanı'ndan 800 adet, 4. Derece Mecidi Nişanı'ndan 3000 adet ve 5. Derece Mecidi Nişanı'ndan 6000 adet imal edildiği düşünülmektedir.

Osmani Nişanı:  Sultan Abdülaziz dönemine tarihlenmektedir. Bu nişan, devlet hizmetinde başarı göstermiş kişilere iftihar ve imtiyaz olmak üzere çıkartılmıştır. 1. Derece Osmani Nişanı'na sahip olmanın en önemli şartı, Mecidiye Nişanı'nın 1. Derecesine sahip olmaktır. Padişahın huzurunda verilen bu nişana sahip kişi, Padişahın himayesi altında kabul edilmekteydi.

Birinci derecesinde murassa bulunmakla beraber nişanda “El Müsterit Bitevvikat El Rabbaniye Abdülaziz Han, Melik İl Devletül Osmaniye” yazısı mevcuttur. Nişan-ı Osmani’ nin 11 derecesine sahip olmanın koşulu Mecidi Nişanı’nın 1. Derecesine sahip olmaktır.

Osmani Nişanları 4 rütbeden oluşmaktadır. Nişan “Berat” olarak isimlendirilen bir belge ile beraber verilmektedir. Bu belgede dönemin padişahının tuğrası, nişanı alanın adı, görevi, rütbesi ve nişanın verilme sebebi açıklanmaktadır. 1. Derece Mecidi Nişanı, 1851 senesinde Sultan Abdülmecid tarafından verilmeye başlanmıştır. Nişana layık olan şahısa hayat boyu aittir. Sahibinin ölümünden sonra devlet hazinesine iade edilmektedir.

Şevkat Nişanı:  Hicri 1295 / Miladi 1878 senesi Ramazan ayının son gününe kadınlara mahsus olmak üzere çıkarılmıştır. Nişan padişahın himayesi altındadır. Kabarık altın levhanın üzerinde II. Abdülhamid'in El- Gazi ünvalı tuğrası bulunmaktadır. Nişan 3 rütbeden ibarettir. Osmanlı nişanları arasında ölüm halinde geri alınmayan ve hatıra olarak saklanmak üzere varislere bırakılan iki nişandan birisidir (diğeri, yabancı hanedan üyelerine dağıtılan Hanedan-ı Âli Osman Nişanı'dır).
Şefkat nişanı, 93 Harbi sırasında Balkanlar'dan İstanbul'a akın akın gelen mültecilere yardım eden yabancı hanımlara dağıtılmak üzere, savaş bittiğinde ihdas edilmişti. İlk kez İngiliz Büyükelçisi Sir Henry Layard'ın eşi Lady Layard'a verildi. Başlangıçta savaş ve felaket kurbanlarına yardımda bulunan kadınlara veriliyordu. Sonraki yıllarda ise hanedan kadınlarına, diplomat eşlerine, kraliçe ve prenseslere verilen bir nişan haline gelmiştir.
 
Nişan-ı İftihar: Sultan Abdülmecid döneminde, 1255 (1839/1840) yılında ihdas edilmiştir.. Göğsün sol tarafına asılmaktadır. Nişanın derecesi bulunmamakla beraber murassadır. Nizamnamesi mevcut değildir. Kurdelesinin zemini kırmızı, sağ ve soldaki çizgiler sarıdır. Berat ile birlikte takdim edilmiştir. Yabancı devletlerin tercüman ve katiplerine verilen nişan olup onaltı köşeli yıldız üzerinde Sultan Abdülmecid'in çiçekli tuğrası bulunmaktadır. Nişan-i İftihar şöhretin sembolü ve madalyası olarak anılmaktadır.
 
Hidiv Adalet Nişanı: Fransa'nın meşhur kuyumcu ustası Froment-Meurice tarafından yapılmıştır. Mısıra görevlendirilerek giden Türk Adalet yetkililerine hizmetlerinden dolayı takılmıştır. Eser Abdülaziz Döneminde 1850-1876 tarihleri arasına tarihlenmektedir. Eserin ön yüzünde, bir taç altıda ışıldayan bir yıldız, orta kaidenin içinde ise " El adlü asaü'l mülk" yani "Adalet mülkün temelidir" ibaresi, arka yüzünde ise sanatçısı Froment Meurice damgası yer almaktadır.
 
Osmanlı Meclis-i Mebusan Nişanı:  II. Meşrutiyetin ilanından sonra mebuslara, Meclis üyesi olduklarının işareti olarak verilmiştir. Gümüş üzerine altın kaplama ve beyaz minelidir. Ortasındaki hilalde Hicri 1332-1335,  Miladi 1912- 1917 tarihi ve Meclis-i Mebusan Osmani yazısı bulunmaktadır.

Maarif Nişanı:  İkinci Meşrutiyet döneminde, 5.  Mehmet  Reşat  zamanında öğretmenlere, bilim ve sanat vb. alanlarda başarılı görülenlere verilmek üzere ihdas edilmiştir. Üç dereceden oluşmaktadır. Maarif nişanı beratıyla beraber verilmekteydi.  Öğretmenlerin bu nişanı alabilmesi için mesleklerinde en az 5 sene iyi sicil almış olmaları şarttı. Nişanın Nizamnamesi’ne göre  bir rütbeden diğer rütbeye yükselenler aldıkları rütbenin aşağısında bulunan nişanları iade ederlerdi. Kimi zaman üstün başarı göstermiş öğrencilere de bu nişan takdim edilmiştir.

Nişan-ı Ali İmtiyaz : Abdülaziz Dönemi’ne aittir. Bu nişanın rütbesi ve Nizamnamesi bulunmamaktadır. Nişan-ı İftihar'dan daha üst mertebedeki İmtiyaz Nişanı, liyakat ve olağanüstü hizmet mükafatı olarak verilmekteydi. Bu nişanın ihdası hakkında belge bulunmadığı gibi, bugüne kadar az sayıda numune kalmış olması, istisnai nitelikte bir nişan olduğu konusunu akla getirmektedir.

Hanedan-ı Ali Osmani Nişanı: Abdülhamit II döneminde çıkarılan nişan (1893). Yalnızca hanedana alt kişilerle, Osmanlı devletine maddi ve manevi yardımda bulunmuş yabancı hükümdarlara verilmek üzere hazırlandı. Oval biçimli nişanın ortasına altın kabartma tuğra İşlenmiş, çevresi kırmızı minelerle süslenmişti Altta beyaz mineli iki defne dalı vardı. Nişan, birbirine ortalarına ay-yıldız motifi işlenmiş halkalarla bağlı, altın üzerine güvez mineli baklalardan oluşan bir gerdanlıkla boyuna ya da tokayla üniformaya takılıyordu.

Osmanlı Nişanları, orjinal kutusu, kurdelası ve beratıyla bir takım oluşturmakta ve bu şekilde muhafaza edildiği takdirde koleksiyona büyük değer katmaktadır.